|
Türkiye gayrimenkul sektörü yeni bir gelişme dönemine girmiştir.
Türkiye gayrimenkul sektörü son yıllarda yeni bir gelişme dönemine girmiştir. Uluslararası gayrimenkul sektörü normlarının artan oranda benimsendiği bu süreçte, konut ile birlikte diğer alt gruplarda da gelişme başlamıştır. Sektörün finansman sistemi daha etkin bir yapıya kavuşurken şirketlerin kurumsallaşma derecesinin arttığı, ürünlerin kalite ve standartlarında ise önemli bir yükselmenin olduğu görülmektedir. Sektörde yaşanan bir diğer önemli gelişme ise yabancı katılımcı sayısındaki belirgin artıştır.
Konut satın alma kararlarını erteleme eğilimi
2007 yılında tüketiciler konut satın alma kararlarını erteleme eğilimi göstermişlerdir. Bu eğilimin ortaya çıkmasında, 2007 yılında yaşanan Cumhurbaşkanlığı ve genel seçim süreçleri kadar global ekonomideki belirsizliklerin Türkiye ekonomisine yansımaları da rol oynamıştır.
Diğer taraftan yılın ikinci yarısında gayrimenkul sektörünün bir miktar hız kazandığı gözlenmiştir. Politik belirsizliğin ortadan kalkması, devreye sokulan devlet destekli konut projeleri, yeni mortgage sisteminin faizler üzerinde yarattığı aşağı yönlü etki ve Türkiye'nin kesintisiz ekonomik büyümesi sektörün ikinci yarıda kaydettiği hızlanmanın başlıca nedenleri arasında yer almaktadır.
2007 yılında konut sektöründe yaşanan durgunluğa karşın, ticari gayrimenkul büyümeyi sağlayan alan olmuştur.
GYODER raporlarına göre, Türkiye'de 2015 yılına kadar 8 milyon konut ihtiyacı bulunmaktadır. Talebi oluşturan en büyük etken ise, Türkiye'de depreme dayanıksız, imarı ve tapusu bulunmayan konut sayısının çokluğudur.
Konut sektöründeki talebin büyük kısmını, mevcut yetersiz konutlar yerine yeni yapılmış, güvenli ve sosyal imkanlara sahip sitelerde yaşamak isteyen orta ve orta altı gelir. grubu oluşturmaktadır. Arz tarafı incelendiğinde ise firmaların yükselen inşaat maliyetleri ve yüksek arsa bedelleri nedeniyle uygun fiyatlı konut üretemedikleri görülmektedir. Faiz oranlarının orta ve alt gelir grubunun alım gücünü desteklememesi ve firmaların ihtiyaca yönelik konut üretememesi ihtiyacı talebe dönüştürememektedir.
Ucuz arsa üretimi büyük önem taşıyor
Gelecek dönemde orta ve alt gelir grubunun konut sahipliliğinin artırılması, ucuz arsa üretimi için verilecek teşvikle konut fiyatlarının düşmesine bağlıdır. Bunun yanı sıra, alım gücünü destekleyebilmek için faiz oranlarının %1'in altına inmesi ve konut alımında devlet teşvikinin devreye girmesi büyük önem taşımaktadır.
2008 yılında özellikle orta gelir grubuna yönelik konut açığının farkında olan yatırımcıların arsa maliyetlerinin nispeten ucuz olduğu alanlarda orta gelir grubuna yönelik konut üretimine ağırlık verebileceği düşünülmektedir.
Bunlara ek olarak, TÜİK verilerine göre yıllık %1,5 oranında seyreden nüfus artışının ve %2,5'lik kentleşme oranının da konut talebindeki artışı destekleyeceği ve gayrimenkul sektörünün hızla büyüyeceği öngörülmektedir.
2007 yılında gayrimenkul sektörüne giren yabancı sermaye tutarı 905 milyon dolara ulaşmıştır Türkiye'nin son yıllarda kaydettiği ekonomik gelişme ve sürdürülebilir büyüme, yabancı yatırımcıların gayrimenkul sektörüne olan ilgisinin önemli oranda artmasına yol açmış; artan sayıda uluslararası yatırımcı Türkiye pazarına girmiştir.
Yabancı yatırımcılar;
• Gayrimenkul satın alarak,
• Doğrudan proje geliştirerek,
• İnşaat ve geliştirme şirketleriyle ortaklıklar kurarak,
• Satın alma ve birleşmeler yaparak,
• Borsada portföy yatırımları gerçekleştirerek pazara giriş yapmışlardır.
2006 yılında pazara giriş yapan yabancı yatırımcılar, 2007 yılında yatırımlarını hızlandırmışlardır. Yabancı sermayeli kuruluşlar 2007 yılında gayrimenkul sektöründe satın alım ve proje geliştirmeye ağırlık vermişlerdir. Merkez Bankası'nın verilerine göre 2006 yılında gayrimenkul sektörüne uluslararası doğrudan yatırım girişleri 99 milyon dolar olurken, 2007 yılında 905 milyon dolara yükselmiştir.
Yabancıların konut alımları Ege ve Akdeniz bölgelerinde yoğunlaşmış olup Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü verilerine göre yabancılar 59.429 adet taşınmaz edinmişlerdir. İlerleyen dönemde yabancı yatırımcıların Türkiye gayrimenkul pazarına ilgisinin devam edeceği öngörülmektedir.
Türkiye dünyada en çok alışveriş merkezi projesi geliştiren ülkelerin arasında yer almaktadır.
Türkiye son 20 yılda, perakende sektöründe tüm dünyada en çok alışveriş merkezi (AVM) projesi geliştiren ülkeler arasına girmiştir. 2007'de Türkiye'deki toplam AVM sayısı 179'a, toplam kiralanabilir alan ise 3,5 milyon m²’ye yükselmiştir. Türkiye'deki 179 AVM'nin 58'i İstanbul'da, kalan 121'i ise Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde bulunmaktadır.
179 AVM için gerçekleştirilen toplam yatırım 10 milyar dolar olarak hesaplanırken, gelecek 5 yılda yapılacak yatırımlarla birlikte bu rakamın 22 milyar dolara yükseleceği öngörülmektedir.
Türkiye'deki AVM'lerin %32'den fazlası İstanbul'dadır. İnşaat halindekiler ve proje aşamasındakiler eklendiğinde İstanbul'daki AVM sayısının 142'ye, Anadolu'daki AVM sayısının 204'e çıkacağı; Türkiye'deki toplam AVM sayısının ise 346'ya ulaşması beklenmektedir. AVM'ler yabancı gayrimenkul yatırım şirketlerince de en büyük ilgi odağını oluşturan yatırım alanı durumuna gelmiştir.
Ofis talebinin önümüzdeki yıllarda artacağı öngörülmektedir.
2007 yılında ofis piyasalarında stok azalmış, kiralar artış göstermiştir. Türkiye'de faaliyete geçen yabancı şirketler ofis talebini tetiklemektedir. Talep artışını besleyen bir diğer unsur ise sürdürülebilir ekonomik büyüme ve olumlu piyasa koşullarında hızlı gelişme kaydeden yerli şirketlerdir. Özellikle şehir merkezinde yer alan nitelikli ofis binalarına talep devam etmektedir. Az sayıda ofis projesinin gerçekleştirildiği bu dönemde özellikle A sınıfı binalara ihtiyaç olduğu gözlenmektedir. Ofis sektörüne olan talebin 2008 yılında da devam edeceği tahmin edilmektedir.
|